Mevlana Celaleddin Rumi ve sapıklığı

Şubat 13, 2010

Mevlana’nın ve diğer mutasavvıfların küfür ve şirk sözleri (S.192-198)

Kendi kitabını vahiy ürünü gibi olduğu iddiasıyla Kur’an’la özdeştirip, Kur’an’ın özellik ve sıfatlarını kitabı içinde kullanan Celâleddin Rûmî şunları yazar:

“Bu kitap, Mesnevi kitabıdır. Mesnevi, hakikata ulaşma ve yakîn sırlarını açma hususunda din asıllarının asıllarının asıllarıdır. Tanrı’nın en büyük fıkhı, Tanrı’nın en aydın yolu, Tanrı’nın en açık burhanıdır. Mesnevi, içinde kandil bulunan kandilliğe benzer, sabahlardan daha aydın bir surette parlar… Kalblere cennettir; pınarları var. dalları var, budakları var. O pınarlardan bir tanesine bu yol oğulları Selsebil derler. Makam ve keramet sahiplerince en hayırlı duraktır, en güzel dinlenme yeridir.

Yazının devamını oku »

Reklamlar

Nakşibendilik

Şubat 10, 2010

ferit aydın – nakşibendilik sapıklığı bölüm 1 – youtube

ferit aydın – nakşibendilik sapıklığı bölüm 2 – youtube

Nakşibendilik

Şubat 10, 2010

ferit aydın – part 3 – nakşibendilik sapıklığı – nakşibendi gerçeği

Nakşibendilik

Şubat 10, 2010

ferit aydın – part 2 – nakşibendilik sapıklığı – nakşibendi gerçeği

Nakşibendilik

Şubat 10, 2010

ferit aydın – nakşibendi gerçeği (sapıklığı) part 1

Yunus Emre ve Şebusteri

Şubat 9, 2010

Yunus Emre ve Şebusteri’nin küfür ve şirk sözleri (S.188-189)

Bir örnek olarak Yunus Emre’nin şiirini hatırlayabiliriz:
Cümle yaradılmışa bir gözle bakmayan
Şer’in evliyasıysa, hakikatta asidir

O bu ve benzeri şiirleriyle inanç ayrımının, İman-küfür ayrımının anlamsızlığını ilan eder. Şebûsterî ise, aynı inanç ve düşünceyi daha açık ifadelerle değişik bir şekilde dile getirir:
Ey akıllı kişi! iyi düşün… Put, varlık bakımından bâtıl değildir ki,
Bil ki putu yaratan da Ulu Tanrı… İyinin yaptığı her şey iyidir.

Vahiyden Kültüre – Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 – Yunus Emre ve Şebusteri’nin küfür ve şirk sözleri (S.188-189)

Hallacı Mansur ve küfrü

Şubat 9, 2010

Hallacı Mansur’un küfür ve şirk sözleri (S.160-161)

“Senin ruhum benim ruhuma şarabın saf su ile katışması gibi karışmıştır.
Sana herhangi birşey dokunduğunda bana da dokunur,
Ey ALLAH’ım, her durumda sen, benimsin.
Ben sevdiğim O’yum ve sevdiğim O benim,
Biz bir vücudda sakin iki ruhuz
Eğer sen beni görürsen O’nu görmüş olursun,,
Ve eğer sen O’nu görürsen ikimizi birliktegörmüş olursun.
O yücelikte “Ben, “Biz”, veya “Sen” yoktur, ” Ben”, “Biz”, “Sen” ve “O” hep biziz. ”

Vahiyden Kültüre – Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 – Hallacı Mansur’un küfür ve şirk sözleri (S.160-161)

Muhyiddin Arabi ve küfrü

Şubat 9, 2010

Muhyiddin Arabi’nin küfür ve şirk sözleri (S.181-183)

“Varlıkta ancak ALLAH vardır”, veya “Varlıkta ancak bir vardır: Suyun rengi kabının rengidir.”diyen İbn Arabî, bu sözleriyle inancını ifade ederken Kur’an ayetlerini de hiç bir kural tanımaz tavırla yorumlamaktan çekinmez. O, Alî İmran suresinin 191. ayeti olan “Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın, sen münezzehsin” gibi bir ayeti bile şöyle yorumlar:
“Kendisinden başka birşey yaratmamıştır, eğer Hakkın gayrı birşey yaratmışsa o bâtıldır. Belki onları senin isimlerin ve sıfatların ile ortaya koymuştur. Senden gayrı olanları tenzih ederiz.’

Yazının devamını oku »

Yunus Emre ve Mevlana

Şubat 9, 2010

Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin şeriati aşağılama tavırları (S.71-72)

Şeriat alimleri (fakihleri)eskiler olarak niteleyip, eskinin modasının geçtiğini ve rağbet’in yeniye (kendilerine) olduğunu söyleyen Celâleddin Rûmî şeriatı ve onun yanı sıra tek hakikat kabul ettiği bâtını ifade eden sözleriyle konuyu ortaya koyar: Şeriat muma benzer, yol gösterir. Fakat mumu ele almakla yol aşılmış olmaz. Yola düzeldin mi o gidişin tarikattır, maksadına ulaştın mı o da hakikat. Bunun için “Hakikatlar meydana çıksaydı şeriatlar, yollar bâtıl olurdu” denmiştir. Nitekim bakır, altın olur, yahut da aslında altındır; artık onun için kimya bilgisine ne hacet var, kendisini kimyaya sürüştürmeye ne ihtiyaç var? Kimya bilgisi şeriattır, kimyaya sürtünmek de tarikat. Nitekim “Ulaşılacak şeye ulaştıktan sonra delil aramak da kötüdür, ulaşmadan delil bırakmak da kötü” demişlerdir. Hasılı şeriat hocadan yahut kitaptan kimya bilgisini öğrenmeye benzer. Tarikat, kimya eczasını kullanmak, bakırı kimyaya sürtmek, onunla karmaktır. Hakikatsa bakırın altın olmasıdır. Kimya bilenler, biz bu bilgiye sahibiz diye sevinirler. Hakikati bulanlar biz altın olduk, bilgiden de kurtulduk, işlemeden de, biz Tanrı hürleriyiz diye sevinirler.”(Mesnevi, 5/1)

Yazının devamını oku »

Cübbeli Ahmet

Şubat 6, 2010

Nakşibendi Hezeyanları – Yahoo

http://video.yahoo.com/watch/6354341/16482403

Nakşibendi Hezeyanları – youtube

part 1

part 2

Nakşibendi Hezeyanları – dailymotion